Geleceğin Ürünleri Akla Değil Gönle Hitap Edenler Olacak!

İstatistiklere göre küresel olarak her 60 dakikada bir 101 patent müracaatı yapılıyor ve yine her yıl 155 bin ürün raflardaki yerini alıyor. Detaylar haberimizde..

“Her yeni buluş eski kuralı yıkar” demiş filozoflar. Günümüzde ise buluşların haddi hesabı yok. Mevcut kurallar teker teker terk ediyor bulundukları muhkem kalelerini!

İstatistiklere göre küresel olarak her 60 dakikada bir 101 patent müracaatı yapılıyor ve yine her yıl 155 bin ürün raflardaki yerini alıyor.

Dolayısıyla piyasalarda var olan değerlerin sürekli bir şekilde değişiminden bahsediyoruz. Dünya ekonomisinin üçte biri son beş yıl içinde üretilen ürünlerden gelmektedir. Analistler önümüzdeki beş yıl içinde ise üçte ikisinin son beş yıl içinde üretilen ürünlerden geleceğini söylüyorlar.

Ayakta kalmak için değişimin karakterini iyi analiz etmemiz gerekmektedir. Bütün eğilimler başarılı ürünlerin akla değil gönle hitap edeceğini gösteriyor. Hesaplarımızı buna göre yapmamız kalıcı olmamız için birinci şart.

Başarılı ürün inovasyonları yaşam tarzını biçimlendiren fikirler eklemekle ve insanların kalbini çelen ürünlerle ilgili olacak. Bunun hiçbir sektörü dışarıda bırakmayacağını öngörebiliriz.

Pazarlama filozofunun dediği gibi “rakiplerinizi çıldırtmak istiyorsanız yalnızca iş peşinde koşmayın. Anlam yaratın. Para kazanmak için yola çıkan zengin olmaz. İyi iş yapmak, yaşama anlam katmak için çalışanlar, hedefleri olanlar başarılı olurlar.”

Yine ünlü trend analisti Lise Kjaer 21. yy Motto sunun empati ve duygusal bağlılık olduğuna dikkat çekiyor. Mesela şirket çevreye zarar vermemek için ne yapıyor, insan haklarına saygı gösteriyor mu? Bunlar satın alma değeri haline gelmeye başladı.

İlerlemiş ülkelerde artık “toplumdan aldığını topluma geri ver” söylemleri gelişmeye başladı. Bu anlamda firmalara sert mesajlar gönderiliyor.

Saatte Swatch grubu başkanı” güçlü teknolojiyi altı yaşında bir çocuğun hayal gücüyle birleştirebilirsiniz. Ve mucizeler yaratabilirsiniz.”demişti. Ve dediğini de yaptı. Grup dijital çılgınlıkta tam bir iflas durumu yaşıyordu. Çözüm olarak geleneksel formu değiştirerek parça sayısını 157 den 50 indirdi. Ve saatler çok ince 0,9 mm olarak piyasaya çıktı. Ama saat satmıyordu. Bunun üzerine ileri teknolojiyi temasla birleştirdi ve frapan modeller ortaya koymaya başladı. Ve ürün sayısını sınırladı. Ve şöyle bir söylemde bulundu; “saatlerimizde güzellik, cinsellik, duygusallık üretiyoruz ayrıca bileklerimizde yüksek teknolojiyi taşıyoruz ve Swatch saatleri bir düşünce tarzı haline geldi. İnsanlar, saatlerini ruh hallerine kişisel zevklerine arzularına ve eğilimlerine göre seçiyorlar.”

Altı yaşındaki çocuğun hayal gücü akla değil gönle ve hatta heyecana hitap ediyor. Heyecan belki de önümüzdeki dönemde üzerinde en fazla rekabet edilen alan haline gelecek.

Heyecanın piyasada ki karşılığı deneyimdir. “Deneyim ekonomisi” diye bir kavram çoktan literatüre kazandırıldı ve firmalar bu konuda harıl harıl çalışmaya başladı bile.

Mesela bir otel zinciri kullandığı asansörlerde müşterilerine deneyim yaşatmayı tasarlayarak heyecan yaşatmayı amaçladı. Asansörlerdeki butonlar binenleri katlara çıkarmıyor. Ritm, mavi garaj, müzik tarzı yazılar var. Bu bir deneyim. Müzik için ayrı ayrı bir sürü düğme var. İniş ve çıkış düğmesi olmayan bir asansörü düşünün. İçeri giriyorsun ve ….. Korku filmi gibi.

Deneyimde aslında küçük şeyler müşteri ara yüzleri gibi. Dolayısıyla detaylar müşteri farkındalığı için oldukça önemli hale gelmeye başladı. Bence firmalarda bundan sonra “detaylardan sorumlu bir çalışan” istihdam edilmeli. İşi ise her bir detayla ilgili müşteriye nasıl bir deneyim yaşatacağı noktasında çalışmalar yapmak.

Deneyimin ne olacağını bulmak için ise müşterilerinizi ciddi bir inceleme altına almanız gerekir. İnsanların neden öyle davrandığını anlama konusunda dev bir devrime doğru gidiyoruz ve bu bilgiyi önemli amaçlar için kullanma konusunda iyi bir fırsata sahibiz. Müşterinin neden satın aldığına dair bilgiler rekabette elimizdeki en önemli koz olmaya başladı.

Artık kimse aldığı arabanın sağlamlığına bakmıyor. Daha çok imaj değeri için arabalar satın alınıyor. Bu hemen hemen bütün ürün grupları için geçerli bir yasa neredeyse. İmaj değeri yüksek ürün alamayanların alamama sebebi ise almak istemediklerinden dolayı değil, satın alacak güçleri olmamasından kaynaklanıyor.

Firmanızdaki değişimin karakteri müşterilerinizin beklentileri ile orantılı olmak durumundadır. Müşterilerinizin ürün ve/veya hizmetlerinizdeki ilerleme beklentilerini davranışsal ekonomideki tüm ilerlemeler ile birleştiremezseniz ne yaparsanız yapın bir adım ileri gidemezsiniz.

Bu anlamda bir pazarla üstadı “gelecek bir olasılıklar, yönler, olaylar, kıvrımlar, ilerlemeler ve sürprizler toplamıdır. Geleceğin resimli yapbozunda bütün parçalar yerlerine yerleşecektir.” demektedir.

Davranışlarımızı ve tavrımızı değiştirmemizi sağlayan şeylerle olaylarda ki tepkilerimizi sağlayan şeyler aslında gider kalemlerine uygulanan kuvvetin derecesi ile orantılı değildir. Yani firmaların asıl değerleri aslında muhasebe kayıtlarında yer almayan değerlerdir. Mesela firmamızın entelektüel zekâsını muhasebe kayıtlarında göremeyiz; ama firmamızın neredeyse varlık sebebini oluşturur. Yine müşteri ilişkileri kültürü muhasebe kayıtlarında mesamesi bile okunmaz ama firmanın uzun süre ayakta kalmasını sağlayan en önemli çınardır.

Bu içeriği 10.918 kişi okudu.
Kategori: Analiz / Yorum, İnovasyon
Yazar Salih Keskin Hakkında

Salih Keskin, kreatif düşünce modellerinin üretimi ve inovasyon üzerine iş dünyasında, üniversitelerde ve sivil toplum örgütlerinde eğitimler vermekte, danışmanlık ve araştırmalar yapmaktadır. Halen İstanbul Kültür Üniversitesinde Öğretim Üyeliğine devam etmekte olan yazar aynı zamanda inovasyon konusunda kitaplar ve makaleler yazıyor. Yazar kaleme aldığı inovasyon odaklı yazılarıyla artık Girişim Haber okurlarının da ekranında.

Yorum Ekle

Ad Soyad *
E-mail * (Gravatar resminiz görünecek)
Web
KalınYatayAltı ÇiziliAlıntı
  •   Yorum  
  •   Önizle  
Yükleniyor